Blog

Evcil Hayvan Satın Almak

İngiliz Bulldog

Ofiste, bir arkadaşımın satın aldığı bulldog cinsi köpeği hakkında bir şeyler anlatmasından sonra evcil hayvan satışına dair bakış açım tamamen değişti ve bunun sebeplerini sizlerle de paylaşmak istedim.

Özellikle çocuklu ailelerin kedi, köpek gibi evcil hayvanları barındırması, çocuklarına çok küçük yaşta hayvan sevgisini aşılaması adına çok önemli bir durum. Küçük yaşlarda bir hayvana, bir canlıya bu kadar yakın olmak , çok değerli bir fırsat. Bu noktada benim her zaman karşı olduğum durum, sadece satın alma yöntemleri olmuştur. Barınaklarda bakıma, barınmaya muhtaç onlarca hayvan beklerken bir evcil hayvanı, eşya gibi satın almak veya satmak bana doğru gelmiyor.

DEVAM EDİYOR...
----- GOOGLE REKLAMI -----

DEVAMI

Arkadaşım uzun zamandır bulldog cinsi bir köpek almak için araştırma yapmış. Ne yer, ne içer, nasıl davranmam gerekli gibi tüm soruların yanıtlarında iyice emin olduktan sonra 2 aylık olan bir hayvanı satın almak için yola çıkmış. Tabiri caizse içimi cız eden ilk kıvılcım yavru hayvanı almaya gittiğinde köpeğin babasının kafes içinde bunu hissedip, sağa sola koşuşturmasını duyduktan sonra oldu. Ayrılık kokusu onlar için bu kadar belirgin ve tedirgin edici olsa gerek. Daha sonra bir bez parçasını köpeğin annesinin üstüne koyup iyice kokusunu sindirmişler. Sebebi mi? Köpeği ilk gün eve getirdiğinde akşam saatlerinde anne özlemi çekeceği için yastığının hemen yanına bu bez parçasını koymakmış. Anne kokusu onun daha rahat uyumasını sağlamak için. Bir de saat tıkırtısı varmış tabi. Hani o eski mekanizmalı saatlerin çıkardığı bir tik tak sesi vardır ya işte bu ses köpeğin anne kalbinin çıkardığı sese çok yakın olduğu için köpeğe ilk birkaç akşam bu ses dinletiliyormuş. Hatta bununla ilgili birkaç video varmış. Saatlerce tekrar eden anne kalp atışı sesleri…

Bir hafta geçmeden köpek yeni evine ve sahibine alışıyor, aralarındaki sıcak ilişkinin de etkisiyle artık daha neşeli bir şekilde evin içinde dolaşıyormuş.

Bir çocuğum olsa ilgilenemezdim, hep korkardım o bakım işlerinden diyor arkadaşım. Fakat gece en ufak bir uluma sesini duysam uyanıyor, alışamadığı için evin her köşesindeki tuvaletini temizliyorum. Hani o rulo tüy yapıştırıcılar var ya, koltukların üstüne bıraktığı tüyleri üşenmeden temizliyorum. Evin bir üyesi oldu bizim için, diye ekliyor.

Güzel bir duygu, özellikle bir kaç ay sonra aralarında ki bağ daha da güçleneceği için bir ömür süren dostluktan bahsetmek mümkün.

DEVAM EDİYOR...
----- GOOGLE REKLAMI -----

DEVAMI

Haberlerde kedisini kurtarmak için yanan evine canını hiçe sayarak dalan kadının haberini gördünüz mü? Ya da suya düşen köpeği kurtarmak için tereddüt etmeden peşinden atlayan adamı? Hayvan sevgisi bambaşka bir duygu, biliyorum. Sahiplenmenin ötesinde, bir parçan gibi hissetmen lazım onu.

Ben halen o ilk ayrılık hikayesine takıldım kaldım. Gece uyuyamayan yavruya anne kokusu sinmiş bir bez parçasını vermek. Anne kalp sesine yakın diye saat seslerini dinletmek…

Tamam belki o hayvanın iyiliği içindir…

Belki alışması için farklı bir yol yoktur…

DEVAM EDİYOR...
----- GOOGLE REKLAMI -----

DEVAMI

Yine de olaylara hep duygusal bakan biri olduğum için içim cız etti demekten de vaz geçemiyorum..

Satın almak yerine sahiplenmiş olsaydı ve benzeri durumları uygulasaydı yine de üzülürdüm, sanırım.

Daha önce bir barınağı ziyaret ettiniz mi? Sokaklarda belkide yanlarından korkarak geçtiğiniz o köpekler, sırf başlarını okşayıp onları sevebilme ihtimaline karşı bin bir şebeklik yapıyorlar. Kimisi büyük heveslerle satın alınmış ama bakamayacaklarını anladıkları için ormana terk edilmiş hayvanlar. Kimisi bir çocuğa arkadaş olacakmış, kimisi bir evin bekçisi kimisi de sırf köpeğim olsun hobisi… Bir şekilde yolu barınağa düşmüş,  bir nevi suçsuz kader mahkumları…

Öncelikle çocuklarınız için köpek satın almadan önce mutlaka barınaklara ziyarete gidin. Barınaklar hayvan sevgisini aşılayacağınız ilk kapıdır. Bir kap mama ile bir köpeğin ruhuna dokunun. Sonrası kolay…

Doğayla kalın.

DEVAM EDİYOR...
----- GOOGLE REKLAMI -----

DEVAMI

İngiliz Bulldog

 

İlginizi Çekebilir

Yazar hakkında

DogadakiYabanci

Özgürlüğün ve yaşamın sabah iş yerine çıkarken kullandığım asansörde, masama gelen çayda veya restoranda geçen bir öğle molasında olmadığını anladığımda; dört duvarın, toplantıların, bitmeyen telefon trafiğinin arasından sıyrılıp her fırsatta doğaya koşmaya çalışan bir beyaz yakalıyım.
Plazanın ardındaki doğada tanımadığım onca bitki ve hayvan türü içinde bir yabancıyım diyerek yoluna devam ediyorum. Artık bu yabancılığı üzerimden atmaya çalışırken, evli ve aynı zamanda 3 yaşında bir kız babası olarak; doğadaki deneyimlerimi, doğaya çıkmaya vaktim yok diyenlere örnek olma çabasında paylaşıyorum.

Yorum Yap